İnsanoğlu Çiğ Süt Emmiş… Peki Sonra?

“İnsanoğlu çiğ süt emmiş.”

Bu cümleyi genelde birinin canı sıkıldığında duyarız. Küçük bir hayal kırıklığının ardından, omuz silkerek söylenir. Sanki insan olmak başlı başına bir kusurmuş gibi.

Oysa ben bu sözü başka türlü duymayı seviyorum. Çünkü gerçekten de insanız. Tamamlanmamışız. Duygularımız bazen aceleci, egomuz bazen fazla hevesli. Bir gün “asla yapmam” dediğimizi ertesi gün yaparken bulabiliyoruz kendimizi. Büyük büyük konuşup küçük küçük kırılabiliyoruz.

En eğitimli, en deneyimli, en aklı başında sandığımız anlarda bile bu değişmiyor. Unvanlar büyüyor, sorumluluklar artıyor, yıllar geçiyor ama insanın içindeki o eksik halka zaman zaman kendini gösteriyor. Bir cümleyi yanlış duyabiliyoruz. Bir niyeti gereğinden fazla kişiselleştirebiliyoruz. Haklı olmaya odaklanırken doğru kalmayı ıskalayabiliyoruz. Sonra hayat küçük ama net bir ayna tutuyor: “Henüz yolun bitmedi.”

Ben galiba tam da bu yüzden yaptığım işi seviyorum. Oldum olası değişime, gelişime ve en çok da insanın potansiyeline inandım. Kimsenin tek bir anından ibaret olmadığına, bugünkü hâlin nihai hâl olmadığına inandım. Bir geri bildirimin, bir fark edişin, bir içten yüzleşmenin insanı bambaşka bir noktaya taşıyabildiğini defalarca gördüm. İnsan sabit değil; üzerine düşündükçe derinleşen, emek verdikçe şekillenen bir varlık.

Bu sadece iş hayatı için geçerli değil. Evlilikte de böyle, dostlukta da, ebeveynlikte de… İki insan bir araya geldiğinde iki farklı geçmiş, iki farklı alışkanlık, iki farklı hassasiyet de bir araya geliyor. Bazen bir bakıştan anlam çıkarıyoruz, bazen söylenmeyeni duyduğumuzu sanıyoruz. O anlarda hatırlamak gerekiyor: İnsan olmanın payını hesaba katmak, ilişkileri beslemenin en basit yolu. Biraz esneklik, biraz sabır, biraz da iyi niyet koyduğumuzda her şey farklı bir kıvama ulaşıyor.

“Çiğ süt” dediğimiz şey belki de insanın kusuru değil; ihtimali. Henüz tamamlanmamış olmak, hâlâ şekillenebilir olmak demek. Ve belki de asıl olgunluk, değişmek zorunda kaldığımızda değil, değişebileceğimizi kabul ettiğimizde başlıyor.

Masallar mucizeyle biter. Gerçek hayatta ise dönüşüm daha sade ilerler. Gürültüsüz. Yavaş. Ama kalıcı.

Kusursuz olmak değil mesele. Her seferinde biraz daha bilinçli, biraz daha sorumlu, biraz daha insanca kalabilmek. Çünkü insan olmak bir varış noktası değil; her gün yeniden seçilen bir hal.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir