Gayret Varsa, Yol Hep Var

“Zorlayınca olmaz, nasipse olur; zorlamadan da nasip olmaz çünkü kader gayrete aşıktır.”

Kader gayrete aşıktır… Bu söylem bana, romantik bir teslimiyetin yanı sıra emek ve sabır isteyen bir duruşu da düşündürür; hayatın tam da bu iki uç arasında aktığını hatırlatır.

Bir yılı kapatırken insan ister istemez geriye bakıyor. Nerelerde ısrar ettik, nerelerde durduk; nerelerde akışa güvendik, nerelerde sorumluluk almaya devam ettik. Benim için bu yıl netlikten çok belirsizliğin yılıydı. Planlı ve kararların belirgin olduğu geçmişime inat, hayatin her alaninda bilinmeyenler liginde koştum adeta. Cevaplardan çok sorular vardı. Hayatın tek bir doğru sunmayacağını biliyordum; nitekim sunmadı da.

Gayret bu yıl bir yarış hâli değildi. Yüksek bir hırs, “olmazsa ben yokum” duygusu hiç değildi. Daha çok orada kalabilmekti. Zorlanırken yaşamdan kopmamak, olmadığında oldurmak için uğraşmak ama kendini suçlamamak, devam ederken yönünü kaybetmemekti. Bazı şeyler yol aldı, bazıları yerinde saydı, bazıları ise beklenmedik şekilde yön değiştirdi ve bu da sürecin bir parçasıydı. Yolların ayrıldığı insanlar oldu. Kolay vedalar değildi ama saygıyı korumaya, sürec ağız tadıyla tamamlaya gayret edildi benim tarafimda. Çünkü bazen bir şeyin nasıl başladığından çok, nasıl kapandığı kalıyor akılda. İş, aile, ilişkiler, beklentiler… Hepsi aynı anda, bir bütünün parçaları gibi oldugundan ayni anda yönetildi. Çoğu zaman mükemmel olmak değil, yeterli olabilmek; hatta kendine yetebilmek kıymet kazandı diyebilirim.

Bu yıl bana şunu tekrar hatırlattı: Her çaba mutlaka bir sonuca ulaşmıyor ama her çaba bir iz bırakıyor. Bakışta, kararda, bir sonraki adımda. Bazen doğrular değişiyor, bazen beklenen tat damakta kalmıyor. Ve teslimiyet tam da burada başlıyor: olanı kabul edip, kendinden vazgeçmeden, bir sonraki adımı acele etmeden bilinçle seçebilmekte.

Yeni yıla girerken yüksek sesli vaatlerim yok. Keskin cümlelerim de yok. Ama yönü belli bir niyetim var. Dengede kalmak. Hayallerimin ve iç huzurumun olduğu yolda yürümek. Yürümek ki etrafıma da aynı ışığı saçabilmek. Gayreti elden bırakmamak.
Geldiği gibi değil, gerektiği gibi ilerlemek.

Çünkü hayat yalnızca zorlayanları da, tamamen bırakanları da taşımıyor. İkisi arasındaki o sessiz dengeyi kurabilenler için yol, her seferinde yeniden açılıyor.

Ve kim bilir… Belki de en gerçek güç,
tam olarak burada başlıyor

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir